Pazar 5 Temmuz 2026 - 22:11
Güçlü ve İlham Veren İran; Şehit İmam Hamaney'in Basiretli Rehberliğinin Meyvesidir / Gelecek Nesiller İmam Hamaney'i Daha Çok Tanıyacak

Havza / Şehit İnkılap Rehberi, hayatı boyunca güçlü, bağımsız ve gelişmiş bir İran idealini sürekli gündeminde tuttu. Bu doğrultuda, dünyanın mazlum halklarına umut olan, küresel zorba güçlerin ise korkulu rüyası hâline gelen bir İran inşa etti.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Şiî tarihi göstermiştir ki fedakârlık ve şehadet kültürüne derin bir inanç, bir toplumu edilgenlikten çıkararak kimlik kazandıran tarihî ve medeniyet kurucu bir harekete dönüştürebilir. Bunlar ise şehadetin, insanın en yüce fedakârlık mertebesi olarak ortaya koyduğu büyük mucizenin yalnızca küçük bir bölümüdür. Özellikle de hem ilim ve takvada hem de cihat ve düşmanla mücadelede seçkin bir konuma sahip olan şehit âlimler söz konusu olduğunda... Nitekim bilge ve büyük inkılâp Rehberi de bir ömür süren ihlaslı mücadelesinin karşılığını, şehadet nimetiyle almıştır.

İşte bu sebeple, biz şehadetin bir insanın hayatının sonu değil; onun topluma yön veren, akımlar oluşturan ve ilham kaynağı hâline gelen sonsuz yürüyüşünün başlangıcı olduğuna inanıyoruz. Çünkü şehit, fedakârlığıyla toplumdaki değer ölçülerini değiştirir; böylece hak ile batıl mücadelesi yeni bir anlam ve yeni bir boyut kazanır.

Sözümüz, şehit İmamımız ve Rehberimiz hakkındadır; onun hem İran toplumunda hem de uluslararası alanda bıraktığı derin etkiler üzerinedir.

Gelecek Nesiller İmam Hamaney'i Daha Çok Tanıyacak

Üniversite öğretim üyesi ve çağdaş İran tarihi araştırmacısı Dr. Musa Hakkani gelecek nesillerin bugün olduğundan çok daha fazla şehit İmamımızın ve Rehberimizin kalıcı hizmetlerini tanıyacağını ve yaptıklarının değerini daha iyi kavrayacağını belirterek şunları söyledi:

"Gerçekten de çağdaş İran tarihinde, şehit Rehber ile kıyaslanabilecek bir şahsiyet bulmak son derece zordur. Hatta açıkça söylemeliyim ki çağdaş İran tarihinde böylesine çok yönlü bir kişilik örneği tanımıyorum."

Dr. Hakkani, şehit Rehber'in dünyanın mazlumlarının umudu ve küresel müstekbirlerin korkulu rüyası olan bir İran inşa ettiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

"Onu farklı kılan temel özellik, birbirinden farklı birçok niteliği tek kişide birleştirmiş olmasıdır. Şehit Rehber yalnızca bir siyasetçi değildi; aynı zamanda kültürel, tarihî ve stratejik bir şahsiyetti. Hem siyasetçiydi, hem kültür insanıydı, tarihi derinlemesine biliyordu, geleceğe yönelik güçlü bir vizyona sahipti ve bunun yanında güçlü, bağımsız ve gelişmiş bir İran idealini sürekli taşıyordu. Bu kadar farklı özelliğin tek bir şahsiyette toplanması son derece ender rastlanan bir durumdur."

Milletimize Umudu Yeniden Kazandıran Lider

Dr. Hakkani, şehit Rehber'in ülkeye ilişkin yaklaşımına da değinerek şöyle konuştu:

"Onun İran tasviri ne karamsar bir tablo çiziyor ne de gerçeklerden kopuk aşırı iyimser bir anlayışa dayanıyordu. Hem eksiklikleri dile getiriyor hem de ülkenin sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya koyuyordu. Konuşmalarında umut veren gerçekçilik hâkimdi. İmam Humeynî'den sonra milletimize, özellikle de genç nesle yeniden umut aşılayan ve millî özgüveni toplumun bünyesinde yeniden canlandıran en önemli şahsiyet oydu."

Dr. Hakkani sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şehit Rehber'in en önemli özelliklerinden biri de siyasî hizipleşmelerden uzak durmasıydı. Kendisi defalarca Allah'tan, her türlü siyasî gruba bağlılıktan uzak kalmayı dilediğini söylemişti. Bu anlayış, uygulamalarında da açıkça görülüyordu. Günlük siyasî çekişmelerin üzerine çıkmaya çalışıyordu, onun için asıl önemli olan İslam İnkılabı'nın, İslam Cumhuriyeti'nin çıkarları ve ülkenin gelişme ve yücelme doğrultusunda ilerlemesiydi."

Günümüz Dünyasında Düşmanı Tanımanın Önemi

Dr. Hakkani, şehit Rehber'in düşmanı doğru tanıma konusuna verdiği büyük önemi de vurgulayarak şunları söyledi:

"O, düşmanın temel hedefinin İran'ın bağımsız bir güç hâline gelmesini engellemek olduğuna kesin olarak inanıyordu. Şehit İmamımızın değerlendirmesine göre bu politika birkaç temel strateji üzerinden yürütülüyordu: İran'ın bilimsel ve sanayi alanındaki ilerleyişini durdurmak, etnik ve bölgesel fay hatlarını harekete geçirmek, karar alma mekanizmalarına sızmak, millî güç unsurlarını zayıflatmak ve ülkeyi ekonomik ve teknolojik açıdan bağımlı tutmak."

Dr. Hakkani sözlerini şöyle tamamladı:

"Bugün bize düşen en önemli görev, şehit İmamımızın ve Rehberimizin yolunu izleyerek düşmanı doğru tanıma konusunda gaflete düşmemektir. Çünkü bu alandaki ihmal, kimi zaman telafisi mümkün olmayan ağır zararlara yol açabilir."

"Biz Başardık" Anlayışı, Özgür Rehberin Rehberliği Sayesindedir

Üniversite öğretim üyesi Dr. Hakkani, Rehber'in millî kapasitenin yeniden canlandırılmasındaki rolüne de değinerek şöyle dedi:

"Bilge ve özgür Rehberimizin en büyük hizmetlerinden biri, ülkenin savunma ve bilim alanındaki gücünü yeniden inşa etmesidir. Özellikle birçok kişinin İran'ın bu alanlarda ciddi ilerleme kaydedemeyeceğini düşündüğü bir dönemde, yerli bilgi birikimi ve millî kapasitenin geliştirilmesini ısrarla savundu. Bunun büyük sonuçlarını da son iki dayatılmış savaşta açıkça gördük."

Dr. Hakkani ayrıca şunları söyledi:

"Şehit İmamımız ve Rehberimiz, bugünkü İran'ın tarihinin en kritik dönemeçlerinden birinden geçtiğine inanıyordu. Böylesine önemli süreçleri başarıyla aşabilmek ise toplumsal dayanışmayı, millî özgüveni ve uzun vadeli bakış açısını gerektirir. Bugün toplumun birlik ve beraberlik içerisinde sorunlarını aşması ve düşmanların karmaşık fitnelerini etkisiz hâle getirmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır."

Güçlü İran, Yeni İslam Medeniyeti Yolunda

Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muhammed Rıza Ahzeriyan Kaşani ise şunları söyledi:

"Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, rehberliği boyunca İranlı kimliği, İslamî kimliği ve inkılabî kimliği birbirini güçlendiren yeni bir sentez hâline getirmek için büyük çaba gösterdi. Bu yaklaşım; Güçlü İran, millî bağımsızlık, millî izzet, İran-İslam ilerleme modeli ve Yeni İslam Medeniyeti gibi kavramlarla somutlaştı. Bu projenin önemi, İslam Cumhuriyeti'ni yalnızca dinî bir yönetim veya yalnızca ulusal bir devlet olarak değil, her ikisini bünyesinde barındıran özgün bir model olarak tanımlamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Küreselleşme çağında bu bağımsız kimliğin korunması, onun liderlik döneminin en önemli kültürel ve fikrî başarılarından biri sayılmaktadır."

Dr. Kaşani ayrıca şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ayetullah Hamaney'in rehberlik döneminin en belirgin yönlerinden biri dış politika ve millî güvenlik alanında görüldü. İran, dayatılmış savaşın sonunda sekiz yıllık yıpratıcı bir savaştan çıkmış, bölgesel ve uluslararası alanda çok sayıda kısıtlamayla karşı karşıya bulunan bir ülkeydi. Ancak takip eden otuz yılda İran'ın bölgesel konumu dikkat çekici biçimde değişti. Hizbullah ile stratejik ilişkilerin geliştirilmesi, Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'taki etkinliğin artması, bölgesel gelişmelerde etkili rol üstlenmesi ve Filistin davasına sürekli destek vermesi bu dönüşümün örneklerindendir. Uluslararası ilişkiler teorileri açısından bakıldığında İran, yalnızca sınırlı bölgesel bir aktör olmaktan çıkarak Batı Asya'nın güvenlik dengelerini etkileyebilen bir güce dönüştü. Bu süreç, Ayetullah Hamaney'in rehberliği döneminde İslam Cumhuriyeti'nin en önemli stratejik başarılarından biri olarak değerlendirilebilir."

Direniş ve Öz Yeterlilik Kültürünü İnşa Etti

Dr. Kaşani sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasî ve güvenlik alanındaki gelişmelerin yanında, Ayetullah Hamaney döneminin en önemli dönüşümlerinden biri siyasî kültür alanında yaşandı. Hatta onun en önemli kültürel mirasının belirli bir kurum değil; direniş ve öz yeterlilik kültürünü şekillendirmesi olduğu söylenebilir. Direniş, bağımsızlık, özgüven, umut, ilerleme ve cihat gibi kavramlar otuz yılı aşkın süre boyunca İslam Cumhuriyeti'nin resmî söyleminde sürekli yeniden üretildi."

Dr. Kaşani son olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Elbette bu kavramlar yalnızca siyasî sloganlardan ibaret değildi. Zamanla toplumun genel kültürünün ve seçkin kesimlerin düşünce dünyasının ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Bu kültür, ülkenin dış baskılar, yaptırımlar, güvenlik tehditleri ve çeşitli krizlerle mücadelesinde önemli rol oynadı. Sosyoloji literatürü açısından bakıldığında bu süreç, 'direniş kültürel sermayesinin üretilmesi' olarak tanımlanabilir. Böylesi bir sermaye, toplumların zor şartlarda ayakta kalmasını mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha